Kentsel dönüşüm, ‘’Anayasa yapmak kadar önemlidir; çünkü sonuçları itibariyle en az Anayasa kadar hayatımızı etkiler’’ diyen  Tapu Kadastro Genel Müdür Vekili Gökhan Kanal Kentsel Dönüşüm Sürecinde eksik olanları anlattı.

Gökhan Kanal kimdir? Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Görevinde başarılı ve sevilen bir amir olarak birçok Kamu Kurum ve Kuruluşunda, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünde çalıştınız, kaçıncı görev yılınız?

6 Haziran 1973 tarihinde Ladik’te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Ladik’te, lise öğrenimimi ise Ankara’da Tapu ve Kadastro Meslek Lisesinde tamamladım. Yıldız Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Taşınmaz Geliştirme Anabilim Dalı ve Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimine başladım ve halen de devam etmekteyim.

1991 yılında Tapu ve Kadastro Samsun Bölge Müdürlüğünde Kadastro Teknisyeni olarak memuriyete başladım. 1993 yılında eğitimim dolayısıyla bir yıl süre ile görevimden istifa ettim. 1994 yılında tekrar Üsküdar 3. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünde Sicil Memuru olarak memuriyete başladım ve 1996 yılında Gaziosmanpaşa Kadastro Müdürlüğünde Mühendis, 2003 yılında ise yine aynı müdürlükte Kontrol Mühendisi unvanıyla görev aldım. 2004 tarihinde vatani görevimi bitirdikten sonra aynı yıl içerisinde Gaziosmanpaşa Kadastro Müdürlüğündeki Kontrol Mühendisliği vazifeme geri döndüm.

2005 yılında Tapu ve Kadastro İstanbul Bölge Müdürlüğüne Bölge Müdür Yardımcısı olarak atandım ve 5 yıl süre ile bu görevi sürdürdüm. 2010  yılında ise Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne Genel Müdür Yardımcısı olarak atandım. Temmuz 2011 ile Ocak 2012 yılları arasında vekaleten genel müdürlük görevini yürüttüm. 14 Ağustos 2015 tarihten itibaren ise vekaleten genel müdürlük görevini devam ettirmekteyim.

 

6306 sayılı Kanun sizce yeterli mi? Kentsel dönüşüm sürecinde eksikler sizce nelerdir?

6306 sayılı Kanun ve devamında yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği ile ülkemizdeki mevcut kentsel dönüşümü yürütebilecek yetenekte mevzuat olsa da mevzuatın yeni gelişmelere uygun hale getirilebilmesi için geliştirilmesi de mümkündür. Ancak kentsel dönüşümün çok yönlü bir uygulama olması nedeniyle disiplinler arası ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanarak mevzuatının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız sektörün ve vatandaşın karşılaştığı sorunları hassasiyetle takip etmekte ve nasıl bir düzenleme yapılması gerekiyorsa, ne tür bir tedbir alınması gerekiyorsa üzerine düşeni yapmaktadır.

 

Kentsel dönüşüm sürecinde kurumunuzun görevleri, yaptığı projelerden bahseder misiniz?

Kentsel dönüşüm uygulamaları, arsa ve araziler ile birlikte üzerindeki yapıya yönelik dönüşüm olması nedeniyle aslında kentsel dönüşüme yönelik bütün projelerin İdaremizin görevi dahilinde olduğu ve her projede katkısı ve dahlinin olduğunu ve projelerin her aşamasında ilgili birimlerimizce katılımın sağlandığını söylemek mümkündür. Kurumumuz kentsel dönüşüm alanlarında üzerine düşen görevi hızlıca yerine getirerek, ülkemizde kentsel dönüşüme katkı sağlamaktadır.

 

Kentsel dönüşüme bakış açınızın yer aldığı makaleler ve yazılar biliniyor, bu süreci ve etkilerini sizden dinleyebilir miyiz?

Türkiye’de Kentsel Dönüşüm kentlerde oluşan çarpık yapılaşmaların fiziksel ve sosyal bozulmaların çevre düzenlemelerin çözümü olarak görülmektedir. ”Kentsel Dönüşüm” kavramı kentsel planlamanın önemli bir enstrümanı olarak ön plana çıkmıştır. Kentsel dönüşüm projeleri öncelikle büyük kentlerimiz olmak üzere acil ihtiyaçtır. Kentsel dönüşüm politikaları kentlilerin sağlıklı, kaliteli ve dengeli bir çevrede yaşamalarını amaçlamaktadır. Özellikle büyük kentlerimiz aşırı nüfus yığılmaları, düzensiz ve çarpık yapılaşmalarla, yanlış yer seçimleriyle karşı karşıyadır. Bu tip olumsuzlukların önüne geçmek ve mevcut olumsuzlukları ortadan kaldırmak daha sağlıklı, düzenli ve yaşanabilir kentler meydana getirmek için kentsel dönüşüm projeleri üretilmektedir.

Kentlerde sorunlu olarak görülen bölgeler yeniden düzenlenerek kente farklı bir hava getirecek, bu bölgeler canlandırılacak çağdaş ve soylu bir görünüm kazanacaktır.

Kentsel dönüşüm sadece yeni binalar yapmak değildir, aynı zamanda kent yenileme canlandırma ve soylulaştırma çalışmalarını da içermektedir. Ülkemizde kentsel dönüşüm çalışmaları Avrupa ve dünyaya göre geç başlamıştır. Ülkemizde ilk kentsel dönüşüm çalışmaları 1980 sonlarında Ankara’da Dikmen Vadisi Kentsel Gelişim Projesi olarak gündeme gelmiştir.

Kentsel eskimenin ve yeni kullanım ihtiyaçlarının artmasının yanı sıra kentlerimizin sık sık doğal afetlere maruz kalması ve bu afetlerin etkisinin kaçak yapılaşma, denetimsizlik ve plansızlık nedeniyle çok büyük boyutlarda olması kentsel dönüşüm konusu üzerinde durulmasının ana sebepleri olarak ortaya çıkmaktadır.

Kentsel dönüşüm projeleri, genel olarak kaçak yapılaşmış alanların dönüştürülmesi, doğal afetlerle doğrudan etkilenecek olan sakıncalı alanlarda yer seçmiş konut veya başka kullanım alanlarının dönüştürülmesi, kent içinde kalan kullanımı sakıncalı çalışma alanlarının dönüştürülmesi, kent içinde niteliksiz, sağlıksız alanların ve yaşanabilir kent standartları dışında kalan alanların dönüştürülmesi, işlevini yitirmiş tarihi mekânların ve  koruma alanlarının dönüştürülmesi kentsel dönüşümün faydaları arasındadır.

Genişletilemeyen, yeniden üretilemeyen, sonlu bir doğal kaynak olan toprağın veya arazinin en verimli şekilde kullanımını amaçlayarak sürdürülebilir arazi yönetimi anlayışına da hizmet etmektedir.

Kentsel dönüşüm, Anayasa yapmak kadar önemlidir; çünkü sonuçları itibariyle en az Anayasa kadar hayatımızı etkiler. Türkiye’de şehirleşmede altyapı, ulaşım, sosyal donatı alanları, bina kalitesi ve depremlerden dolayı ciddi şehirleşme sorunları yaşanmaktadır. Halkımızı daha sağlıklı, güvenli ve huzurlu şehirlerde yerleştirmek için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Büyük küçük birçok şehrimiz benzer sorunlarla karşı karşıyadır ve yaşam kalitesi her geçen gün düşmekte ve insanlarımız için şehirde hayat çekilmez hale gelmektedir.

Deprem gerçeği de önümüzde durmaktadır.

Ülkemizin sosyal barışını sağlayacak, ekonomimizi çalıştıracak, daha sağlıklı, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir şehircilik için deprem ve afet gerçeğini unutmamalıyız. Bunu yaparken kendi şehircilik mirasımız ve dünyanın geldiği şehircilik anlayışından yararlanmalıyız. Sosyolog, psikolog, şehir tarihçisi, kamu idarecisi, iktisatçı, mimar, mühendis ve şehir plancılarının katkılarıyla demokrasimizi yükseltecek, toplumsal uzlaşıyı sağlayacak şekilde şehirlerimizi tasarlamalıyız. Çevre, insan ve ekonominin iyi harmanlandığı bizi bugünden geleceğe taşıyacak daha sürdürülebilir ve yaşanabilir şehirler için hep birlikte çalışmalıyız.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü olarak yeni hizmetlerinizden ve projelerinizden bahseder misiniz?

Kurumumuz, çağımızın teknolojik yenilik ve gerekliliklerine uygun inovasyon çalışmalarıyla geldiğimiz nokta itibariyle vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran Tapu Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS), Mekânsal Gayrimenkul Sistemi (MEGSİS), Tapu Arşiv Bilgi Sistemi (TARBİS), Tapu ve Kadastro Modernizasyon Projesi (TKMP), TUSAGA-Aktif, Harita Bilgi Bankası Projesi, Tesis Kadastrosunun Bitirilmesi gibi önemli projelere imza atmış bulunmaktadır.

Kurumumuz, uygulamaya koyduğu Tapu Takas, E-Haciz, E-Terkin, Parsel Sorgulama, E-Randevu gibi projelerle halkımızın layık olduğu en kaliteli ve hızlı hizmetleri vermeye devam etmektedir.

Şu anda Berlin Başkonsolusluğumuzda kurulan temsilciliğimiz eliyle Türkiye’deki taşınmazlara ilişkin işlemler yapılabilmektedir.

Bir şehirde bulunan taşınmazlar yetki devri yoluyla bir başka şehirde alınıp satılabilir hale getirilmiştir. Yine ipotek işlemlerini bu yöntemle yapabilmekteyiz.

Kamu kurumları, bankalar, değerleme şirketleri, kamulaştırma yapan kuruluşlar ve yüzlerce paydaş ile anlık online tapu ve kadastro verisi paylaşılabilmektedir.

Kamulaştırma işlemleri tapu müdürlüğüne gelmeden gerçekleştirilebilir hale gelmiştir.

Diğer taraftan, Genel Müdürlüğümüz, TS EN ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi standartları çerçevesinde tüm birimleriyle kalite yönetim sistemi belgesini almış, alanında tek kurum olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Tüm bu çalışmalarla Türkiye genelindeki tapu ve kadastro birimlerimizi, vatandaşlarımızın gönül rahatlığıyla geldiği, orada bulunmaktan mutlu olduğu, güler yüzlü hizmet aldığı, ayrılırken de memnuniyetle ayrıldığı birimler haline getirmeye gayret etmekteyiz.

Ülkemizde kentsel dönüşümde yasaları, süreci, görev ve yetkileri yeterli buluyor musunuz? Sizce nasıl olmalı?

Ülkemizde, 1915 yıllarından sonra 1950 yıllarına kadar, savaştan çıktıktan sonra 10 yıllarca nasıl gelişmesi gerektiği yönünde kararlar alınamamış, gelişme gösterememiştir. Gelişme 1980 yıllarından sonra başlamış ve hızlı bir değişim göstererek, son 30 yıl içinde modern hayatlar kurulabilmiştir.

Hızla gelişen kentlerimizin büyük kısmı ıslah imar planlarına dayalı maalesef kötü planlama ile oluştuğundan düzensiz ve sağlıksız büyümüştür. Bu nedenle ıslah planlar ile büyüyen kentlerimizde kısa sürede yenileme ve dönüşüm ihtiyacı doğurmuştur.

Genel hatlarıyla kentsel dönüşüm nasıl olmalı diyecek olursak?

Kentsel dönüşüm, mutlaka makro ölçekli, il/ilçe/bölge/mahalle bazlı dönüşüme esaslı planlama yapılarak mevcut imar haklarında artış yapılmadan gerçekleştirilmelidir. Yeni yapılarda fonksiyonellik ve fiziki görünüş önemsenmeli, farklı konseptlerde yeni yapılanmalar için estetik kurullar oluşturulmalı ve görevlendirilmelidir.

Hızla yaşlanan dünyada, nüfusun yarısını oluşturan yaşlı insanların tek başına değil, toplumla birlikte yaşamını sürdürebilmesi için, mahalle/semt konakları, kıraathaneleri, çayhaneleri, kütüphane ve spor alanları bulunan kültürel yaşamı ön plana çıkaran yaşam tarzı benimsenmelidir. Bölgesel özelliklere uygun uygulanabilir modeller olmalı, sürdürülebilir ve katılımcı projeler gerçekleştirilmelidir. Yapılar çevre dostu, bölgesel ve kültürel özellikler taşımalıdır.

Ulaşılabilir, güvenli, sosyal, ekonomik, yaşanılabilir, nitelikli, çevreci, tasarrufu destekleyen, enerji verimliliği olan, sağlıklı, fiziksel/görsel iyileşmiş yönetilebilir mekânlar ve ileriye dönük, geleceğe miras bırakılan yaşam alanları oluşturulmalıdır.

Yeniden planlama nedeniyle, oluşacak getiri (rant) kamu yararı gözetilerek, kamu hizmetinde kullanılmalı, tüm kesimler kentsel dönüşümün uzun vadeli bir süreç projesi olduğunu kabul etmelidir.

Ülkemizde kentsel dönüşümün maliyeti hakkında, 350 ile 600 milyar TL gibi rakamlar uzunca bir süredir gündeme gelmektedir. Bu büyüklükteki bir dönüşümün mevcut araçlarla gerçekleştirilmesi çok da mümkün değildir. Dolayısı ile yeni enstrümanların tanımlanması, yeni çözümlerin önerilmesi, bürokraside ve mevzuatta yeni düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Kentsel dönüşüm çalışmalarının başarısının arttırılması için; etkin ve etkili bir taşınmaz yönetim sisteminin varlığı, işlevsel finansal mekanizmaların kurulması ve işletilmesi gerekmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin